I. HAÇLI SEFERİ (1096) ÖNCESİNDE BİZANS İMPARATORLUĞU’NUN SİYASÎ DURUMUNA BAKIŞ

Türk-Bizans ilişkilerine5 ve Bizans’ın dış politikasına da etki etmiştir. Türkler adına zaferle sonuçlanan bu savaş, sadece Türk-Bizans ilişkileri açısından büyük öneme sahip değildi. Bu hadise aynı zamanda sonuçları açısından dünya tarihine de etki eden, büyük kitleleri harekete geçirecek bir sefere, yani Haçlı Seferleri’ne sebebiyet vermişti. Haçlı Seferleri’nin başlamasından ve İmparator I. Aleksios Komnenos daha tahta çıkmadan evvel, Türklerin akınlarına karşı Bizans İmparatorlarının, devleti içinde bulunduğu zor durumdan kurtarabilmek adına bir takım önlemler aldığını görmekteyiz. Bu bahsettiğimiz duruma en iyi örnek VII. Mikhail (1071-1078) döneminde karşımıza çıkmaktadır. Zira İmparator ve danışmanları Türkleri Anadolu’dan çıkarıp burada Bizans hâkimiyetini yeniden kurmayı umut etmekte, fakat bu işin pek de kolay olmayacağını çok iyi bilmekteydiler. Bununla birlikte Bizans, 1071 Malazgirt hezimetini yaşarken aynı yıl içinde Güney İtalyalı Norman lider Robert Guiscard, Bari’yi ele geçirmek suretiyle Güney İtalya’daki Bizans topraklarının tamamını zapt etmişti. Bu hadise Bizans’ı Robert Guiscard ile evlilik yoluyla ittifak yapmaya sevk etti. İmparator, bir anlamda Guiscard tehlikesinden devletini korumak için bunu yapmaya mecbur kaldı ve ondan yardım istemek suretiyle bu tehdidi bertaraf etmeye çalıştı. Bu evlilik yoluyla müttefik edinme politikası6 IV. Romanos Diogenes (1068-1071) döneminde de gündeme getirilmişti. Diogenes’in politikası VII. Mikhail tarafından da devam ettirildi. İmparatorun istediği tek şey, Norman liderinin dostluğu idi. Bunu yukarıda zikrettiğimiz üzere, İmparatorluğunu hem Guiscard’dan gelecek başka saldırılara karşı korumak hem de Selçukluları Anadolu topraklarından uzaklaştırabilmek adına Normanlardan askeri destek sağlayabilmek için istiyordu7 . Gerçekten de Bizans imparatorları bu durumdan son derece muzdarip idi. Türk akınlarının durdurulamaması ile ilgili olarak Mikhael Attaleiates “hiç beklenmeyen bir hâl gerçekleşti ve bu hâl sadece güçlü bir hoşnutsuzluğa yol açmakla kalmadı, ama Bizans egemenliği sınırlarının daralması ve bu egemenliğin güçsüzleşmesi sonucunu da doğurdu”8 sözleriyle Türklerin Bizans’a karşı giriştiği akınlardan dolayı hoşnutsuzluğu dile getirir.

Kaynak: acarindex(com)